[Spoiler] Utopia – Bu dünyaya bu kadar insan çok fazla

By

Nüfusa dur deme vakti!

Bu yazıyı 3 sene evvel yazdığım zaman kimse okumayacak diye hiç paylaşma ihtiyacı hissetmemiştim. Yeni blogu ayarlarken, taslaklarda tekrardan bu yazıya rastladım. Bu kadar yazının boşa gitmesine de hiç kıyamadım. Yazı baştan aşağıya spoiler dolu. Uyarımı en baştan yapayım, çünkü bu bir inceleme değil. Diziden biraz bahsediyorum ancak genel olarak dünya nüfusu ve yetişmeyen kaynaklarımızla alakalı bir yazı.

Dünya üzerinde şu an tamı tamına 7,713,339,000 insan yaşıyor. Elde edilen bilgiler tam olarak net değil fakat araştırmalara göre 1800lü yılların başında dünya nüfusu 1 milyar kişiymiş. Yani 217 senede tam 6,5 milyar artmış dünya nüfusu. Üstelik internette yazan bilgiye göre 1951 yılında ise sadece 2,5 milyar insan yaşıyormuş. Asıl korkutucu olan da bu zaten 1800-1950 arasındaki 150 yıllık süreçte 1,5 milyar insan yaşarken, 1950-2017 arasındaki 67 yıllık artış tam 5 milyar. İşin istatistik kısmını bırakıyorum, ortada daha büyük bir problem var, bu kadar kaynak durmadan üreyen, günde ölüm/kalım oranı +214.000 olan dünya nüfusuna yetecek mi?

Utopia, 2013-2014 yıllarında yayınlanmış 2 sezonluk toplam 12 bölüme sahip bir dizi. Aslında askıda kalmış bir finalle sonlanmış, bunun sebebinin ise bu ele aldığı konuyla alakası olduğu iddia ediliyor. İzlerken bir sinema filmi izliyormuş hissiyatı yaşatan, başarılı sinematografisi olan, renk seçimlerinin dikkat çektiği ve oyunculukların iyi derecede olduğu güzel bir yapım. Yukarıda yazdığım şeylerle olan alakasını düşünebilirsiniz, size kısa bir özet geçeyim. Bu dizi, internette tanışan bir grup insanın Utopia isimli bir çizgi romanın ikinci sayısını aramasıyla ve onların peşine düşen “şebeke” isimli bir organizasyonun onlarla birlikte o ikinci sayının taslağını aramasıyla alakalı. Sürekli gizem içinde, kovalamaca barındıran temposunu asla düşürmeyen bir dizi. Utopia’da amaç Janus ile dünyayı kurtarmak. Bunu da şöyle yapacaklar, dünyanın en çok kullanılan markalarının içine yerleştirerek, insanları hasta edip antivirüs içine bu virüsü dahil ederek.

Buradan sonrası yukarıda bahsettiğim konuya giriyor. Dünya nüfusu ve azalmakta olan kaynaklar. Her geçen gün dünya üzerinde kaynaklarımız azalırken o kaynakları kullanacak olan insanların sayıları artıyor. Dünya tarihindeki ilkellikten modern globalizasyon veya küreselleşmeye geçilmesi çok ama çok uzun zaman almıştı. Küreselleşmenin artmasıyla insan nüfusu arttı, teknoloji çok daha hızlı gelişmeye başladı. Ama yaşam kaynaklarımız dünya üzerinde gittikçe azalıyor. Sık sık bahsedilen küresel ısınma, petrol kaynakları, yiyecek kaynakları, nesli tükenen hayvanlar. Nüfus arttığı sürece bunların hepsi ilerleyen bir problem olacak. Peki ne olacak insanların yaşama hakkını elinden mi alacaksınız?

Peki insanları kısırlaştırmak? Bu nasıl bir fikir? İnsanların yaşama hakkını elinden almadan dünyayı korumak. Burada elbette insanın, bir canlının doğasında olan üremeyi elinden almış oluyorsunuz. Ancak bu kontrolsüz nüfus artışı daha ne kadar devam edecek? Problem ikinci veya üçüncü dünya ülkelerinin üremesi de değil. Birinci dünya ülkesi olan ve dünya ekonomisine hükmeden ABD’de nüfus inanılmaz derecede artmaya devam ediyor. 2000 yılının başında 282 milyon vatandaşı olan ABD’nin şu an 321 milyon vatandaşı bulunuyor. Gelişmemiş olan ülkelerde bu zaten daha kontrolsüz bir şekilde oluyor.

İkinci Dünya savaşı döneminde bazı kaynaklar 60 milyon kadar insanın öldüğünü belirtiyor. Birinci dünya savaşında da 37 milyon gibi bir rakamdan bahsediliyor. Yukarıda da yazdığım gibi sanayi devriminden sonra küreselleşen dünyada nüfusun en çok geliştiği dönemlerde yaklaşık 100 milyon kadar insan kaybı da bulunuyor. Savaş hiçbir zaman çözüm olmadı, olamaz. Ama savaşlar ülkelerin rekabetiyle birlikte hem küreselleşmeyi hem de kontrolsüz nüfusu önledi.

Peki ne olacak bundan sonra? 50 yıl sonra, 100 yıl sonra ne olacak? Havasızlıktan, sıcaklardan, soğuklardan, mevsimlerin dengesizliğinden şikayet eden bizler her geçen gün daha fazla beslenecek boğaz ürettikten sonra neler olacak? Bizim çocuklarımız sefalet içinde mi yaşayacak yoksa bolluk içinde mi? Dizide de değinmek istedikleri nokta buydu aslında. Orada belli bir ırkın dışındaki herkesi kısırlaştırıp nüfusu kontrol altına almak istiyorlardı.

İnsan belli noktadan sonra düşünmeden edemiyor bu konu hakkında. Benim o kadar fazla kafama takıldı ki bu durum. Her geçen gün teknoloji belki gelişiyor ama asıl ihtiyacımız olan kaynakları gün geçtikçe kaybediyoruz. Gün gelecek ve bu gezegen gerçekten insanların barınamayacağı bir alan olacak. Bu belki 50 sene sonra olacak belki de 150 sene sonra. Bizim yapmamız gereken sonraki nesli düşünerek hareket etmek. Dünyadaki 7.5 milyar insanı kontrol etmek çok zor. Ama üreme çok ciddi bir problem olmaya devam edecek. Ve çok yakın zamanda bir büyük savaş daha olarak büyük kayıplar yaşanacak.

Çözüm yok. Olmayacak belki de. Ben bile bilmiyorum bu kadar yazıyı neden yazdığımı. Her gün sokağa çıktığınızda bu kadar kalabalığı görünce, hepsinin yaşadığı farklı hayatları düşününce, sizi sürükledikleri rekabet ortamını düşününce bazı şeyleri düşünüyorsunuz. Belki doğal afet yoluyla öleceğiz, belki de öldürüleceğiz. Her insana eşit davranılması gerekse de nüfus büyümesi sizce de kontrol altına alınmamalı mı?

Leave a Comment

Your email address will not be published.

You may also like

%d blogcu bunu beğendi: