Sosyal Kusuş 2 (kendimi sevmeye başladım)

By

Merhabalar. Uzun zamandır bir şeyler karalamak istiyor ama yeterli vakit bulamıyordum. Nasip bugüneymiş. Kendime kalan tüm boş vakitlerimde bira içip(siz asla içmeyin) dondurma yiyen bendeniz olarak sonunda bir şeyler yazmaya karar verdim. Biraz kişisel bir yazı olacağı için mart ayında kaleme aldığım Sosyal Kusuş isimli yazımı olarak ele alıyorum. O yazı yazarken güzel olabileceğini inandığım bir şeyi mahvetmenin verdiği hüzün etkisindeydim. Ama merak etmeyin, bu sefer o kadar hüzünlü değilim..

Bugün üstümde tatlı bir hüzün var. İyisiyle kötüsüyle bulunduğum ofiste 1 seneyi tamamladım ve artık kuş olup uçma vaktim geldi. En az 6-7 kere istifanın eşiğinde döndüm, pamuk gibi olan ben demir gibi oldum, yer yer sinirli ve agresif bir insan oldum. Şu son 1 senenin benden götürdüklerini size anlatmaya kalksam inanın saatler sürer. Ama an itibariyle arkama baktığımda her şeyi güzel hatırlıycam. Son 1 senede hayatımda çok şey değişti. Hayatıma dokunan insanlar girdi, .çok güzel arkadaşlıklar kurdum, yeni bir eve taşındım vs vs… Ve an itibariyle arkama baktığımda evet lan güzel bir seneydi diyebiliyorum.

Bu farkındalığa ulaşmak benin için kolay olmadı. Özellikle temmuz ayı mental anlamda çok kötü bir aydı. İş, ev, aile, özel hayat vs. derken her şeyde dibi gördüm. Geçen sene ağustos ayından sonra daha kötüsü olamaz diyordum, onun kadar olmasa da gayet kötü bir aydı. Sonrasında sorunlarım tek tek çözülmeye başladı ve şu farkındalığa eriştim. BEN BAYA MÜKEMMEL BİRİYİM! Evet bu basit gözüken cümle beni baya iyi hissettiriyor.

Şöyle anlatayım. Şu dünyada 4 erkeği çok sevdim. Atatürk, B.B. King, babam ve kendim. Kendimi sevmeye başladıktan sonra günlük hayatta kafama taktığım ve beni üzen çoğu şey önemsiz bir hale gelmeye başladı. Hayatıma giren çıkan insanlar çok da önemli değilmiş gibi geliyor artık. Herkes gelir geçer ve ben kalırım. Ve bu fikir beni artık germiyor. Bu farkındalığa nasıl eriştim bilmiyorum ama kendime kattığım en iyi şey bu olabilir.

Bu yazıyı yazmayı beni iten şeylerden biri de Spike Jonze’un Her filmini tekrar izlemem oldu. Filmde geçen “hissedilebilecek her şeyi hissettim. artık bir şey hissedememekten korkuyorum” sözüydü. Düşününce son 1 senemi en iyi tanımlayan şeyin bu olduğunu fark ettim. Deneyimlemediğim bir şey kalmadı(hayır anal ilişkiye girmedim, onu unutun.). Yeni bir şeyler hissetmemekten korkuyor muyum? Mmmmm, hayır. Çünkü hayata heyecan katan şey bence bu. Yeni insanlar tanımak, bir şeyler başarmak, yeni müzikler dinlemek vs vs. Gerçekten anlamlandıramadığım bir yaşama sevinci var içimde ve bunu devam ettirmek istiyorum.

Size şöyle yapın böyle deneyin demek haddime değil ama bir an geliyor (ve bu an öyle büyülü bir an ki geldiğini anlıyorsunuz), gerçekten kendinizi ve yaşamayı sevmeye başlıyorsunuz. Bu nasıl oluyor bilmiyorum ama bence bir şeyler için çabalayıp bir şeyleri isteyince bu kendiliğinden gerçekleşiyor. Mart ayındaki yazım baya depresifti. Ama o noktan sonra geldiğim bu nokta beni mutlu ediyor. Ve bir sonraki sosyal kusuş yazısında nasıl biri olacağımı düşünmek beni meraklandırıyor. Bu kişisel iç döküşünü okuduysanız teşekkür ederim. Keşke yapacak daha iyi bir işiniz olsaydı.. Olsun, sizlere bu yazıyı kaleme alırken dinlediğim şarkı olan Tom Waits-Jersey Girl parçasını armağan ediyorum. Boyoz out!

 

Here is a brighter garden,
Where not a frost has been;
In its unfading flowers
I hear the bright bee hum:
Prithee, my brother,
Into my garden come!
-Emily Dickinson 

Leave a Comment

Your email address will not be published.

You may also like

%d blogcu bunu beğendi: