Run HBO Run / Dizi incelemesi – RUN

By

Fleabag’le tanıdığımız (en azından benim için öyle) Phoebe Waller-Bridge ve Vicky Jones imzalı HBO mini dizi olan Run, ilk bölümü 13 Nisan’da yayınlanmasına karşın son zamanlarda fazlasıyla karşıma çıktı ve neymiş bu diye açıp izlemeye koyuldum.

Phoebe Waller-Bridge ablamızın adını görünce ufak bir heyecan, dizinin konusunu izleyince “aaa ilginçmiş” tepkisiyle büyük bir beklentiyle oturduğum dizinin başından “neydi bu şimdi” tepkisiyle kalktım.

Öncelikle dizi, 7 bölümlük ve ortalama 25’er dakikalık bölümleriyle su gibi akıp gidiyor, kendini izletmiyor mu? İzletiyor. Ama beklentiyi karşılama noktasında benim açımdan sınıfta kaldı.

Run dizi | Konusu | Oyuncuları | HBO dizileri - Yorum Güncel

Diziyi özetlemek gerekirse, üniversitede sevgili olan Ruby ve Billy birbirlerine bir söz verirler. Yolları ayrıldıktan sonra, içlerinden birisi diğerine RUN diye mesaj atar ve diğeri de 24 saat içerisinde bu mesaja RUN diye cevap verirse her şeyi geride bırakıp birlikte New York tren istasyonunda buluşup bir trene binerek trenle bir haftada Amerika’nın bir ucuna gidecekler, son durağa geldiklerinde ise ya beraber kalmaya ya da bir daha birbirlerini asla görmemeye karar vereceklerdir. Nitekim Billy, 15 yılın ardından Ruby’e RUN mesajını atar, evli ve çocuklu ablamız Ruby de RUN diye cevap verir ve her şeylerini geride bırakarak yola koyulurlar.

Diziyi izlerken beni en çok rahatsız eden şey Unbelievable dizisinde aşina olduğumuz Merritt Wever ablamızın oyunculuğu oldu. İzlediğimiz kısımlarda 37 yaşında olan ablamız adeta 15 yaşında bir teenager gibi davranıyor ve gerçekten dış görünümüne hiç ama hiç uymayan bu tavırlar inanılmaz irrite edici bir görüntü yaratıyor.

Run' Review: A Rail Romance Turns Train Wreck - The New York Times

Yine çiftimiz birbirlerini 15 yıldır görmemiş, birbirlerinin hayatlarının aşkı olduğu iddiasındalar. 15 yıldır birbirini görmemiş olan ikili, sanki daha dün görüşmüş gibi sürekli bir kavga, tartışma, laf sokma, trip atma yarışına giriyor. Yahu hiç mi özlemediniz? Hiç mi merak ettiğiniz bir şey yok birbirinizin hayatına dair? Ruby çocuklarını bırakıp gelmiş, hiç mi bunun üzüntüsü yok? Zira elimizde, bu konu açıldığında Ruby’nin 3 saniye üzülüp sonra “komikliklerine” geri döndüğü bir senaryo var. Tüm bunlar birleşince dizi gerçekliğini yitirmiş ve aceleye gelmiş, “elimizde güzel konu var HBO çekiyor her türlü izlenir çekelim bitsin” havasını yaratmış.

Ayrıca dizi, gördüğüm en kötü final bölümlerinden birine sahip. Diziyi baştan sona beğenen biri dahi bu görüşüme katılacaktır sanıyorum. O kadar anlamsız, “neydi bu şimdi” tadında bir final olmuş ki hakikaten neydi o şimdi? Amaç neydi, 2. Sezon çekelim diye böyle bir olaya mı girişmişler, neden yapmışlar anlam verebilmek mümkün değil.

Ben dizileri izledikten sonra kendi fikrimi bir yana koyup acaba başkaları bu dizi hakkında ne düşünmüş diye araştırıp okumayı çok severim ve tabi ki Run’ı izledikten sonra da ufak bir araştırma yaptım. Henüz çok fazla izleyeni yok sanıyorum ama denk geldiğim birkaç yorum senaryonun nasıl muhteşem olduğu, dizinin bir gizem yarattığı ve bu gizemi koruduğuydu. Bunlara katılmam anlayacağınız üzere mümkün değil zira öncelikle dizinin gizem yaratmak için hiçbir sebebi yok. Keyifle izlenecek çıtır çerez bir dizi olacakken her şeyin havada kaldığı, karakterleri anlayamadığımız ve tanıyamadığımız, kimin neyi neden yaptığını çözemediğimiz, her şeyin üzerinin alelacele geçildiği bir dizi olmuş.

Kesinlikle izlemeyin diyebileceğim bir dizi değil çünkü kısa bölümlerden oluşan mini bir dizi ve akmıyor diyemem. Ancak izlemezseniz bir şey kaybeder misiniz? Bunun cevabı net bir şekilde hayır olacaktır. Eğer ki çok fazla boş zamanınız varsa, kafanızı yormadan izleyebileceğiniz bir şey arıyorsanız izleyebilirsiniz fakat bu dizi yerine yine bu zamanlarda adını bolca duyduğumuz Normal People izlemeniz daha yerinde bir tercih olacaktır. Sağlıkla kalın hoşça kalın.

Leave a Comment

Your email address will not be published.

You may also like

%d blogcu bunu beğendi: