Person of Interest

By

İzleniyoruz. Gerçekten izleniyor olabiliriz. Bu dizi yüzünden etrafta bir kamera gördüğümde içimden “Acaba gerçekten bizi izleyen biri var mıdır lan?” diye geçiriyorum. Bloga neredeyse hiç yazmıyorum. İlk yazım da bu dizi hakkındaydı zaten. Ama o yazı daha çok tanıtım gibiydi. Bu yazımda tamamen dizi hakkında kendi duygularım olacak ve elbette biraz da dizinin felsefesinden bahsedeceğim.

Hepimizin hayatında bizim için çok özel olan bir dizi, film, kitap, şarkı veya bir söz olabilir. Hepsi olmasa da sizin için çok büyük anlam ifade eden yalnızca bir tanesi bile olabilir. Person of Interest benim için öyle. Bu dizi benim için ciddi anlamda çok şey ifade ediyor. Hayatım boyunca bunca dizi izledim fakat beni bu kadar körü körüne bağlayanını bulamadım. İlk sezonu yayınlanırken başlamıştım buna. Sadece haftasonu yemek yerken izlediğim bir diziydi. Kesinlikle onun dışında izlemezdim. Zaten çok sürmeden de yarıda bırakmıştım. Tabii ben de bu diziyi sıradan her bölümde farklı bir şey işleyen bir polisiye olarak görüyordum. Ama 2. sezon yayınlanırken tekrar başlayınca yanıldığımı fark ettim. Herkesin yanıldığı nokta orası.

Person of Interest bir suç, drama ve gizem dizisi olarak geçiyor. Evet bir polisiyede de normal olarak olan bir şey bunlar. Ama aslında gizli, ilk başlarda bize göstermediği bir türü var bilim-kurgu. Diziyi yarıda bırakmış biriyseniz bilim-kurgu ile ne alakası var diye sorabilirsiniz. Ama dediğim gibi Person of Interest yalnızca numarası çıkan kötü adamları yakalayan iki adamı işleyen bir dizi değil. Ana karakterlerden biri olan süper yapay zeka (artificial super intelligence) Makine‘nin gelişimi, insan güdüsü ile büyümesini de konu alıyor.

Makineler nasıldır? 1 ve 0 ile çalışırlar. Biz ne söylersek onu yaparlar. İnsanlar, hayatını kolaylaştırmak için her zaman teknolojiyi geliştirmiştir. İlk bilgisayarların büyük çoğunluğu aslında hesap makinesiydi. Bir insanın hesaplamasının saatlerini aldığı ama makinelerin saniyeler içinde yapabildiği hesaplamalar. Bir insan dakikada kaç tane 10 basamaklı sayıyı 6 basamaklı sayıya bölebilir? Makineler ne kadar sürede bölebilir? Değinmek istediğim nokta her makine aslında insanların işini kolaylaştırmak içindir. Burada da Amerika Birleşik Devletleri tarafından “vatan haini” olarak görülen Harold Finch isimli bir mühendis 11 Eylül olaylarından sonra yıllardır kafasında bulunan o süper yapay zekayı yapmak istiyor. İnsanları her daim izleyecek bir sistem. Önceden saldırıların gerçekleşebileceğini gören bir sistem. Defalarca makineyi yapmaya da çalışıyor. Tabii ki Yapay Zeka özellikle son dönemlerde bütün mühendislerin ve bilim insanlarının üzerinde durduğu bir olay. Öyle kolay bir şey de değil. Belki 500 tane çarpma işlemini yapamayız ama bizi bilhassa yapay zekalardan ayıran şeyimiz doğal zekadır. Aslında işin içine bilim-kurgu burada dahil oluyor.

Ana karakterimiz Harold Finch (admin) makinesine her şeyden önce insanın doğasını öğretmeye çalışıyor. Ölüm, yaşam, değer, hayat… Suçlu ve suçsuzun farkını ayırmasını istiyor makinesinden. İyi ile kötünün farkını ayırmasını istiyor. Etik ile etik olmayan her şeyi öğretmeye çalışıyor. Makineyle satranç oynuyor ve burada makineye öğrettiği şey ise satranç ile gerçek hayat içerisindeki benzerlik. 4. sezon 11. bölümden alıntıyı paylaşayım I don’t think that anyone is worth more than anyone else. I don’t envy you the decisions you’re going to have to make. And one day I’ll be gone. And you’ll have no one to talk to. But, if you remember nothing else, then please remember this. Chess is just a game. Real people aren’t pieces. You can’t assign more value to some of them than to others. Not to me. Not to anyone. People are not a thing that you can sacrifice. The lesson is… that anyone who looks on the world as if it was a game a chess deserves to lose.” Harold Finch, burada makineye her insan hayatının ne kadar değerli olduğunu öğretiyor. İnsanların feda edilecek şeyler olmadığından da bahsediyor. Aslında dizinin yazarları ara ara dünya üzerindeki yönetimlere bu şekilde de güzel göndermeler yapıyorlar. 

Peki bir yapay zeka çocuk haline gelmişse? Ona bütün dünyayı öğretmeye çalıştıktan sonra bütün dünyayı görüp, kendine örnek alıp yaratıcısını babası olarak görürse? Harold sürekli olarak “Benim başım belaya girse bile kurtarmayacaksın.” diyordu. Ama o yapay zeka insan ahlakı, düşüncesi kazanmaya başladı. Babası olarak gördüğü o kişiyi kurtarmak istedi sürekli. Bir çok insan aşk filmlerine ağlar, duygulanır. Kimileri ise birilerinin öldüğü dram filmine. Ama burada kurgu öyle güzel ki eğer biraz duygusal biriyseniz bir adam ile makinesi arasındaki ilişki sizi salya sümük ağlatabilir. 

Jonathan Nolan ve ekibini gerçekten tebrik etmek lazım. Böylesine bir kurguyu kurabildikleri için. Çünkü daha birinci bölümden her şey planlanmış. 5. sezondaki bir olayı 1. sezondaki bir şeyle bağlantısını görebiliyoruz. Her şeyi birbirine öyle güzel bağlamışlar ki. 2. sezonda başlayan “Acaba bu olay nasıl sonuçlanacak?” soruları birbiri ardına geliyor ve hikaye bir anda 5-6 koldan ilerlemeye başlıyor. Güzel, kontrol altında tutulmuş bir dizi. Son sezonu biraz aceleye gelmiş olsa bile yine de çok sevdik. 

Yazının bu kısmına kadar geldiniz mi emin değilim ama bana kalsa sabaha kadar yazardım. Çünkü anlat anlat bitmez. Spoiler vermeden size duygularımı ve diziyi neden bu kadar anlamlı bulduğumu anlatmaya çalıştım. Tabii bu arada IMDb puanı olarak 8,5 size az gelebilir fakat asıl olarak bölümlerin aldığı puana bakmak sizi tatmin edebilir. Zira herkes 5-6 bölüm izleyip bıraktığı için diziyi oldukça gömmüş. Asıl amacından asla kopmayan, güzel kurgulanmış bu dizi belki de yıllarca hak ettiği değerin altında kalacak. Ama kalsın da. Ortalık malı olmasına gerek yok. 

Yazımı final bölümünden bir alıntıyla bitirmek istiyorum. Spoiler sayılabilir de sayılmayabilir de…

“Someone once asked me if I had learned anything from it all. So let me tell you what I learned. I learned everyone dies alone. But if you meant something to someone, if you helped someone, or loved someone. If even a single person remembers you, then maybe you never really die. And maybe… this isn’t the end at all.”

2 Comments
  1. Furkan Tırpan 6 sene ago
    Reply

    eşsiz bir yazı olmuş. Harika

  2. Furkan Tırpan 6 sene ago
    Reply

    eşsiz bir yazı olmuş. Harika

Leave a Comment

Your email address will not be published.

You may also like

%d blogcu bunu beğendi: