Kafa Açan Kitaplar #1: İşte İnsan

By

“Acaba Pilatus, İsa’yı vücudundaki yara berelerle, kanlar içinde göstererek kalabalığı insafa getirebileceğini düşünmüş olabilir mi? Pilatus acımasız kalabalığa karşılarında duran İsa’yı göstererek, ‘İşte o adam!’ dedi” (Yuhanna 19:5)

Bazı hikayeler insanın kafasını yoruyor. Okuyucu kendi kendine çok fazla soru soruyor ve düşünüyor. Ben de, okuduğumda böyle izler bırakan kitapları önereceğim ve inceleyeceğim bir seriye başlamak istedim. Serinin ilk kitabı da yakın zamanda okuduğum Nebula ödüllü İşte İnsan oldu. Bu kitapta farklı bir şeyler var; anlatım tarzıyla, anlattıklarıyla, düşündürdüğü şeylerle garip bir eser. Yazar Michael Moorcock’un okuduğum ilk kitabı bu yüzden yazar hakkında pek bir bilgim yok fakat bu kitapta müthiş bir anlatımı vardı. Diğer eserlerini de kesinlikle okuyacağım bir yazar oldu. Fazla uzatmadan kitapta ne varmış, farklı olan ne, ne anlatıyor bir bakalım.

Kitabın anlattığı iki tane hikaye var. İki hikaye de birbirine paralel ve baş karakteri aynı. Asıl hikaye Karl Glogauer’in zaman makinesiyle M.S 29 yılına gitmesini konu alıyor. Karl, İsa Peygamber’in son zamanlarını görmek için o yıllara gidiyor fakat işler hiç istediği veya tahmin ettiği gibi gitmiyor. İkinci hikaye de flashback tadında, Karl’ın çocukluğundan beri yaşadıklarını anlatıyor. Oldukça problemli olan bu genç hayatı boyunca dinle ilgilenmiş ve din artık onun için psikolojik bir problem olmuş. Bu problemi kitap şöyle açıklıyor; “Kendini sık sık bir tahta haç olarak hayal ediyordu. Uykuyla uyanıklık arasında halüsinasyonlar görüyor, kendini karanlık tarlalarda narin bir gümüş haçı koavalayan, ağır tahta bir haç olarak buluyordu.” Karl’ın cinsel arzuları bile din üzerine. Gümüç haçlı kolyesi olan kadınlar ve erkekler Karl’ın şehvetini arttırıyor. Bunun bilimsel bir ismi vardır belki bilmiyorum ama Karl, dinle kafayı bozmuş biri. Kitap da Karl’ın bu deliliğinden okuyucu düşündürtüyor.

Bu kitap aslında bilim kurgu romanı olarak nitelendiriliyor fakat kitapta tek bir bilim kurgu öğesi var o da zamanda yolculuk. Zaman makinesinin nasıl yapıldığı veya nasıl işlediği bile anlatılmıyor ki bu iyi bir şey. Zamanda yolculuk çok zor bir konu. Yazar bilim kurguya neredeyse hiç girmeyerek asıl konusuna odaklanmış. Bilim ve din temasını en iyi şekilde işleyerek okuyucu sorgulamaya itmiş. Bu kitaba bilim kurgudan daha çok tarihsel kurgu demek daha uygun olur. Kitap, karakterlerini tarihte yaşamış insanlardan seçmiş ve onlar üzerinden bir kurgu yaratmış. Bu kurguyu yaratırken de bilimden epey yardım almış. Böylelikle müthiş bir hikaye çıkarmış ortaya. Normalde bir hikayeyi okurken veya izlerken sonunun tahmin edilebilir olması olumsuz bir şeydir. Bu kitapta da hikayenin sonu tahmin edilebilir fakat bu kötü bir şey olmaktan çıkıp okuyucuyu daha da içine çeken bir şey olmuş.

Kitapta Karl’ın birçok ilişkisi oluyor. Kitabın asıl teması bu ilişkilerdeki diyaloglarda ortaya çıkmış. Karl’ın cinsellik arzusu Jung psikolojisi üzerinden aktarılıyor mesela. Karl’ın içinde yatan cinsellik arzusu inanılmaz bir boyutta ve bu arzu din ile kesişiyor. Cinselliğin dışında Karl oldukça yalnız bir karakter. Bu yalnızlığı ondaki mesih kompleksini dışarıya çıkartıyor ve bu kompleksi yüzünden ilişkilerinde çok problem yaşıyor.

Kısaca toparlamak gerekirse İşte İnsan, ortalama bir hikayeye sahip harika yazılmış bir kitap. Anlatımı oldukça iyi, ben okurken gerildiğimi birçok kez hissettim. Karl’ın iki hikayesini de anlattığı için kafa karıştırıcı olabilir diye düşünmüştüm fakat oldukça basit anlatıma sahip. Hikayeye serpiştirilen İncil alıntıları da kurguya müthiş bir derinlik katmış. Yazar Karl’ın hayatı, düşünceleri, ilişkileri üzerinden okuyucuyu düşündürtmeyi amaçlamış ve bunu da başarmış. Dinle veya bilimle ilginiz yoksa bile bir oturuşta bitirebileceğiniz harika bir eser İşte İnsan.

Leave a Comment

Your email address will not be published.

You may also like

%d blogcu bunu beğendi: