Hafıza Üzerine Kısa Bir Belgesel – The Mind, Explained

By

GİRİŞ

Birkaç gün önce canım çok sıkılmıştı ve Netflix’e bi’ girip bakmak istedim. Gözüme The Mind Explained çarptı. Girip içeriğine baktım. Hoşuma gitti. Her bölüm farklı bir konuyu ele almışlar ve bölümler 20 dakikalık sürelerde işlenmiş. Ele aldıkları konular; hafıza, rüyalar, anksiyete, farkındalık ve psikedelik maddeler. İlk bölüm olan hafıza konusunu sizinle paylaşmak istedim. Belgeselden edindiğim bilgiler ile kendi bilgilerimi harmanlayıp size bu yazıyı hazırladım. İyi okumalar.

BÖLÜM #1- HAFIZA

Hafızanın ne olduğunu hepimiz az buçuk biliyoruz değil mi? Bilmeyen yoktur diye düşünüyorum. Peki, hafızanın nasıl işlendiği konusunu bilen var mı? Ya da hafızanın çeşitlerini? Bu bölümde fazla detaylandırmadan genel tabirleri ile hafızanın “yapısını” inceleyeceğiz. Hadi başlayalım!

Düşünelim ki bir sanat sergisindeyiz. Salonun bir köşesinde piyano çalan bir kadın var. Salonun pencereli kenarında bir stant kurulmuş. Stantta aperatif yiyecekler ve şaraplar bulunuyor. Önünde de birkaç kişi toplanmış sohbet ediyor. Garsonlar ellerinde tepsiler ile salonun ortasına doğru yerleştirilmiş 5 tane yuvarlak kokteyl masasındaki boş bardak ve tabakları toplamak için salonun içerisinde dolaşıyorlar. Duvarlara birkaç tane tablo asılmış. Sergiye gelen kişilerden bazıları tabloları inceliyor. Elimizde bir bardak tutuyoruz ve bardak bir anda parmaklarımızın arasından kayıp yere düşüyor ve kırılıyor. Ani bir refleks ile yaralanmamak için bardak düşerken birkaç adım geri gidiyorsunuz. Bardak yere düşüp kırılıyor. Sergideki bütün herkes sesi duyup yüzünü size çeviriyor. Size çevrilen yüzleri incelerken tanıdık bir yüz görüyoruz. O sırada garsonlardan biri hızlı adımlarla gelip kırık camları toparlıyor.

Beynimizin işleyeceği çok fazla veri var değil mi? Bir arkadaş ortamında bu durumu anlatmak isteseniz hangi detayları hatırlardınız? Ya da şöyle sorayım. Hangi detayları doğru hatırladınız? Beynimiz düşündüğümüz gibi her hatırayı doğru hatırlamıyor. Eminim ki herkes yaşamıştır. Ailenizle sizin küçüklüğünüz hakkında konuşuyorsunuz. Babanız içinde sizin de bulunduğunuz bir anı anlatıyor. Anıyı siz de hatırlıyorsunuz ama düşününce babanızın anlattığı gibi olmadığını görüyorsunuz. Babanızı uyarıyorsunuz. Durumun aslında nasıl olduğunu açıklıyorsunuz ama babanız kabul etmiyor ve yaşanılan olayın kendi anlattığı gibi olduğunu savunuyor. Acaba hangisi doğru? Babanızın hatırladığı anı mı? Yoksa sizin hatırladığınız anı mı?

Buna benim verebileceğim cevap ya biri doğru ya da ikisi de yanlış. Hatıralarımızın hiçbiri mükemmel bir kayıttan oluşmuyor. Hatıralarınız zaman içinde bozulup değişebilmektedir. Bu durum düşünülünce peki anılarımıza ne kadar güvenebiliriz?

Henry Molaison, 1953 yılında epilepsi tedavisi için bir ameliyata girer ve beyninden küçük bir parça alınır. Ameliyat sonrası doktorlar Henry’i izlemeye alır ve onun hakkında notlar tutarlar. Notlarda “-davranış değişikliğine yol açmadı.” ” -yakın geçmiş hafıza kaybı vardır.” yazıyor. Henry kendisini tedavi eden doktorları tanımıyor. Evindeki odaların konumlarını hatırlamıyordu. Yani tuvalet diye salona giriyordu.

Bu ameliyat, beyinde hafızanın yeri hakkında bize büyük bir bilgi vermektedir. Henry’nin ameliyatından sonra zarar gören parça hipokampustu. Hipokampus, amigdala ile birlikte medial temporal lobu oluşturuyor. Hafızamızı oluşturan aslında tek bir yer yok bunu algılamak için yazının en başında verdiğim örneğe geri dönelim. Sergide yaşanan olayın hafızamızda nasıl yer ettiğini açıklayalım.

  • Bardak kırıldığında çıkan ses – Auditory Cortex
  • Sergiye gelmiş kişiler arasında tanıdık bir yüz – Fusiform girus
  • Parmaklarınızın arasında tuttuğunuz bardak – Post
  • Bardağın elinizden bir anda kayıp düşmesi – Amigdala

Görüldüğü gibi hafıza aslında tek bir yerde değil birçok yerdedir. Görsel, işitsel, duyusal hafıza olarak da ayırabilir. Peki bunlar bir araya gelip beynimizde nasıl yer ediniyor. O kısımda da Henry’nin ameliyatında zarar gören parçayı da içinde barındıran medial temporal lob devreye giriyor.

Bazı anılarımızı hatırlamakta zorlanırız ama bazılarını hatırlamakta hiç zorlanmayız sanki 1 saat önce yaşanmış gibi hatırlarız. Bunun sebebi duygu, mekan ve hikaye anıların güçlü olması konusunda büyük etken olduğudur.

Londra’da taksici olmak için bir sınava girmeniz gerekmektedir. Bu sınavda ise gideceğiniz güzergahları ezberlenmeniz gerekiyor. Sınava giren taksiciler üzerinde yapılan bir deneyde sınavdan önce hipokampus normal boyuttayken sınavdan belli bir süre sonra büyüdüğü keşfedilmiştir.

BBC yapımı Sherlock’u izleyenler bu terimi bilecektir: Hafıza sarayı. Yazının ana konusu olan belgeselde konuk olan Janjaa Wintersoul, bir hafıza ustasıdır. Elinde 3 dünya rekorunu tutmaktadır. Bu şampiyonluklar:

  1. 360 görsel – 5 dakika
  2. 212 isim ve yüz – 15 dakika
  3. 145 kelime – 5 dakika

Belgeselde Janjaa’ya 500 kelime sunuyorlar ve 10 dakika süre verip ezberlemesini istiyorlar. Janjaa bu 500 kelimeyi ezberlemek için hafıza sarayı tekniğine baş vuruyor. Janjaa hafıza sarayı tekniğini kullanarak çok iyi bildiği bir yolu zihninde canlandırıyor ve sayıları görsellere dönüştürerek, yolun başından sonuna kadar sırayla yerleştiriyor.

Ezberlediği sayıları okunmasını istendiğinde o yolun başında kendini düşünerek yerleştirdiği görselleri gördükçe sayıyı söylemeye başlıyor. Kullandığı görselleri sayıları harflere dönüştürerek elde ediyor. Örneğin 546 sayısını SAG olarak düşünüyor ve ona uygun bir görsel oluşturmaya çalışıyor. Görsellerin duygularını harekete geçirecek türden olmasına dikkat ediyor. Hem mekan, hem duygu ögelerini kullanarak hafızasında güçlü bir yer edinmesini sağlıyor.

Bir anımızda bulunan her detayı hatırlayamayız. Bu boşluklar anlamsal bellek, olgular, ön yargılar veya inançlar ile doldurulmaktadır. Eylemsel belleğin bu denli şekillendirilmesi esnek bir yapıda bulunduğunu göstermektedir.

Zihnimiz aynı bir zaman makinesi gibidir. Bir kişi 1988’de bir motor kazası sonucu aynı Henry Molaison gibi medial temprol lobu hasar alıyor ve kişi gelecek hakkında hiç hayal kuramıyor. Aynı olay Henry Molaison’da da gözlemleniyordu. Motor kazası geçiren kişi geleceği betimlerken “Boş bir odada sandalye aramak” gibi demişti.

14 kişinin katılımı ile yapılan bir deneyde, kişiler bir tarama cihazına sokuluyor ve geçmişten bir tecrübelerini ve gelecekte bir tecrübe düşünmeleri isteniyor. Taramadan elde edilen verilere göre geçmişi hatırlarkenki aktif olan beyin bölgeleri ile geleceği hayal ederken ki aktif olan beyin bölgeleri %75 aynı! Geçmiş tecrübelerimiz doğrultusunda gelecek hakkında düşünebileceğimizi ortaya koyan bu deney beynin gerçek anlamda bir zaman makinesi olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadır.

Sizi bir beyin jimnastiği ile baş başa bırakmak istiyorum. Geçen yıllarda gündeme gelen (ortalama 6-7 yıl önce) bir kafa nakli haberi vardı. Sizce böyle bir şey mümkün ise kafası alınan kişinin hatıraları bilinci her şeyi, kafa nakli uygulanan kişiye geçer mi?

Kaynak ve İleri Okuma:

  • The Mind, Explained
  • Nöropiskoloji – Sinirbilim Bakış Açısı ile Bellek (http://noropsikoloji.org/sinirbilim-bakis-acisiyla-bellek/)
  • Kolektif Bellek – Maurice Halbwachs
  • Barış Özcan – Sherlock’un hafıza sarayı nasıl yapılır? Mekan Metodu (http://barisozcan.com/sherlockun-hafiza-sarayi-nasil-yapilir-mekan-metodu/)

Leave a Comment

Your email address will not be published.

You may also like

%d blogcu bunu beğendi: