Sitcom dünyasının yeni mesihi: Fleabag Eleştirisi

By

Bu sitedeki ilk yazıma nasıl başlasam diye düşünüyordum. Sonra kendi kendime beni uzun zamandır en çok mutlu eden şeyi düşündüm. Sağlıklı bir bireyin bu soruya vereceği cevap muhtemelen para, arkadaşlar, sevgili veyahut güzel bir yerlere gitmek olacaktır. Hayattan memnuniyetsiz bir sinefil olan bendenizin cevabı ise Fleabag oldu. Bu dizinin beni neden mutlu ettiğini ve sit-com dünyası için ne ifade ettiğini gelin sizlere ifade edeyim. Oraletleriniz ve kareli battaniyeleriniz hazırsa başlayalım.

1-) AŞIRI İYİ BİR KÖTÜ KARAKTER

Kendi içinde çelişen bu cümleye fazla takılmayın. Dizide kötü karakter yoktu, bu yağlı Boyoz neden bahsediyor diye düşünmeyin. Burada bahsetmek istediğim başrolümüzün ta kendisi. Maalesef 2010 sonrası çıkan sit-comlar bir şeyi unuttular. Bu bahsettiğim şey insan olmak. İnsan yaratılışı gereği kusurlu bir varlık. Zaaflarına yenik düşmek de bu kusurların en büyüklerinden. 2010 sonrası çıkan sit-comlarda karakterler yazılırken maalesef kusursuza yakın yazılıyorlar. Haliyle karakterlere gülüp geçsek bile aradan zaman geçtikçe sonra karakterleri ve esprileri hatırlayamıyoruz. Bunun sebebi o karakterler ile bağ kuramamamız. Bağ kuramadığımız için gelip geçer bir kavrama dönüşüyor. Bojack Horseman’ı bu kadar güzel yapan şey neyse Fleabag’i de güzel yapan şey o. Karakterlerin kusurların olması, bu kusurlar neticesinde hatalar yapması bizi karakterlerle özdeşleştiren en önemli şey. Fleabag bu olguyu çok iyi bildiği için başta başrol olmak üzere her karaktere ufak kusurlar yüklüyor. Haliyle seyirci ile karakterler arasında etkileşim kurmak çok daha kolay oluyor.

2-) ÇOK BASİT KULLANILMIŞ 4.DUVAR MEVZUSU

Çizgi roman okuyucuların yıllardan beri bildiği ve son zamanlarda Deadpool filmleri ile popülerleşen bir kavram var. Buna dördüncü duvarı yıkmak deniyor. Kısacası kurgu içindeki karakter kurgu içinde olduğunu biliyor ve izleyici ile yan yanaymış edasıyla sohbet ediyor. Sit-com camiasında görmeye alışık olmadığımız bu unsuru Fleabag çok akıllı bir şekilde kullanıyor. Dizi bu metot sayesinde seyirci ile sohbet etmek yerine seyirciye başrolün mimiklerini sunuyor. Bu sayede sanki olaylar yanınızda yaşanıyormuş gibi hissediyorsunuz. Bayat dördüncü duvar esprilerinin döndüğü bugünlerde dördüncü duvar metodunu bu kadar akıllı kullandığı için Fleabag’e teşekkür ediyoruz.

3-) KIVAMINDA DUYGUSALLIK

Bir sit-com dizisinde duygusallığı bayağı bulanlar olduğunu biliyorum. Ama kimsenin kıvamında kullanılan duygusallık kozundan şikayetçi olduğunu düşünmüyorum. Hangimiz The Office izlerken Jim ve Pam için duygulanmadık? Hangimiz Friends dizisindeki bilmem ne ile bilmem ne için ağlamadık? Ya da sen sevgili okuyucu hiç m hiç 30 Rock’daki Liz Lemon göz yaşı dökmedin? Anlatmaya çalıştığım üzere sit-comlarda kıvamında kullanılan duygusallık damakta hoş bir tat bırakıyor. “Bana neğ ağbi ben gülmek istiyorum yağğğ” diyen ve hayattan tamamen kopmuş bir asosyal değilseniz ne demek istediğimi anladınız.

4-) VE O MUCİZEVİ KADIN: PHOEBE WALLER-BRIDGE

Bu mucizevi kadını övmeme lütfen biraz izin verin. Öyle bir kadın düşünün ki hem diziyi yazacak, hem yönetecek, hem de baş rolünde oynayarak kusursuz bir eser ortaya koyacak. Hayır, Gülse Birsel’den bahsetmiyorum. Bahsettiğim kadın Phoebe Waller-Bridge. Bu ablamız bu mükemmel eserin minik bir parçası olmakla kalmayıp bu mükemmel eserin her şeyi oluyor. Bu hanım ablamızın aynı dönemde bir çok ödül alan Killing Eve dizini de yazdığı göz önüne alacak olursak kendisinin altın çağına şahit olduğumuzu söylemek yalan olmaz. Zamanında sit-com dünyasını domine eden Tina Fey ve Amy Poehler ikilisinden sonra bu dünyayı domine eden yeni bir kadın olması beni çok heyecanlandırıyor.

5-) BİTECEĞİ YERİ BİLMEK

Yazımın bitimine yaklaşırken dizileri tadında bırakmaktan bahsedelim. Hiç kimse dizinin 10 sezon sürecek olmasına itiraz etmez, ben hariç. Diziyi izlerken sadece 12 bölüm olması beni de düşündürmüştü. Ama aradan zaman geçtikten gönül rahatlığı ile söyleyebiliyorum ki dizi iyi ki 12. bölüm ile bitmiş. Fleabag’i her zaman tam kıvamında, çıtası çok yüksek bir dizi olarak hatırlayacağım. İnsanın sevdiği bir diziyi bundan daha güzel hatırlamasının mümkün olduğunu zannetmiyorum.

Çok kıymetli hayatınızdan 2-3 dakikanızı çaldığım için özür dilerim. Umarım bu kıymetsiz yazı ile hayatınıza çok kıymetli bir dizi kazandırabilmişimdir. Fleabag’i şu ana kadar hiç izlemediyseniz hemen izleyin. Daha önce izlediyseniz oturun bir daha izleyin. Yukarıda zaten diziye ne kadar çok sevdiğimden bahsettim. Fleabag benim için her zaman en kaliteli sit-comlardan biri olacak. Umarım hafızam bir an önce zayıflar da diziyi ilk defa izliyormuşum gibi tekrar izleyebilirim. Bana katlandığınız için çok teşekkür ederim, Boyoz out!

Leave a Comment

Your email address will not be published.

You may also like

%d blogcu bunu beğendi: