Evrende Bir Yolculuk: Otostopçunun Galaksi Rehberi

By

Yaşadığınız evin yapılacak bir kestirme yol için yıkılacak olması mı daha kötüdür yoksa hiper uzaysal bir uzay yolunun inşası için yaşadığınız gezegenin yıkılması mı? Belki yanınızda otostop çekmeyi seven bir arkadaşınız varsa kulağa o kadar da kötü gelmeyebilir. Kitabı okuyup buna siz karar verin.

Otostopçunun Galaksi Rehberi pek çok açıdan okuyucuya türlü absürtlükler, çelişkiler ve tespitler sunan bir kitap. İsmiyle müsemma, insanlığa dair güzel bir rehber. Kitapta geçen her bir olay, her bir gezegen ve uzaylı ile bizi bize anlatıyor. Okudukça insana ilk olarak komik gelen her bir olay üzerinde düşünüldüğünde trajik yanını gösteriyor. Peki gerçekten trajik mi yoksa sadece komik mi? Burada da karar yine size ait ve evet kitabı okuyun bence de. 

Bu kitabı okumanıza yönelik ısrarcı girişten sonra biraz daha ayrıntıya inelim. Douglas Adams tarafından radyo oyunu olarak yazılan Otostopçunun Galaksi Rehberi gördüğü yoğun ilgi nedeniyle yayınevlerinin dikkatini çekmiş. Böyle olunca da kitap olarak basılmış ve diğer devam kitapları gelmiş. İngiltere’de neden bu kadar sevildiğini okuyunca daha iyi anlamaya başlıyorsunuz. Kitap tam bir İngiliz mizahı örneği ve karakterler de tipik birer İngiliz. Zaten birbirinden absürt olayları soğukkanlı karşılayabilecek bir tek İngilizler vardır sanırım şu hayatta. Genellememizi de yaptığımıza göre kitaba geri dönebiliriz. Kitap dünyalı baş kahramanımız Arthur Dent’in evinin belediye tarafından yıkılması ile başlıyor ve dünyanın uzay yolu yapımı için yok edilmesiyle mevzilerini atmosfer dışına çeviriyor. Hikâyenin bu noktasında da Ford Prefect tanışıyor ve havlu taşımanın felsefesini öğreniyoruz. Böylece uzayın derinliklerindeki yolculuğumuz da başlamış oluyor. 

Herkes bilir ki insanoğlu yüzyıllardır, dünya dışı bir yaşamın olup olmadığını merak etmiştir. Kimilerine göre evren sadece insanoğluna tahsis edilemeyecek kadar büyüktür ve yalnız olduğumuzu düşünmek kendini beğenmişliktir. Kimilerine göreyse tam aksi. Adams da ikinci fikrin daha eğlenceli olacağını düşünmüş ki bizi Vogonküreli vogonlar, Betelgeuse’lu Ford, Galaktik Başkan Zaphod’la tanıştırıyor. Bu garip ve şahsına münhasır karakterler üzerinden de insanlığı eleştirmekten geri durmuyor. Belki okurken Vogonlar size de yabancı gelmez. 

          “…Vogküre gezenindeki doğal güçler önceki hatalarını telafi etmek için fazla mesai yapıyordu. Işıl ışıl parlayan, mücevher kabuklu ve seğirtgen yengeçler yarattılar, Vogonlar da yengeçlerin kabuklarını demir tokmaklarla parçalayarak yediler; göğe doğru uzanan nefes kesici bir narinlik ve renkte ağaçlar yarattılar, Vogonlar ağaçları kesip yengeç etini odunda pişirdiler; ipeksi kürkleri ve buğulu gözleri olan ceylan benzeri zarif yaratıklar yarattılar, Vogonlar da onları yakalayıp üstlerine oturdular. Ulaşım aracı olarak hiç faydaları yoktu, çünkü sırtları hemen kırılıveriyordu, ama vogonlar yine de üstlerine oturdular.”

Bu noktadan sonra okurken yazarın ufak iğnelemeleri ve kahramanlarımızın yaşadıkları ile saçmalık ve delilik sınırlarında gezinmeye başlıyoruz. İşte artık kendinizi evrenin sonsuz saçmalığına bırakabilirsiniz. Uzay boşluğunda süzülen bir petunya ve balina, paranoyak bir android robot, hiper zeki fareler, evrenin sonunda işletilen bir restoran… Ama zaten hayatta da saçmalıklar yok mudur? Adams da bize bu yüzden kendimizi çok ciddiye almamamız gerektiğini gösteriyor sanırım. Mesela filozofların, bilim insanlarının yüzyıllardır sorguladığı varoluş. Hayatın anlamı. Kitapta tüm bu meselelerle güzel güzel dalga geçiyor Douglas Adams. Bir bakıyorsun Dünya’nın hiper zeki fareler tarafından sipariş edildiğini öğreniyorsun. Paranoyak Android Marvin’le insan olmanın dayanılmaz ağırlığını görüyorsun. Hayata, evrene ve her şeye dair o önemli sorunun cevabının 42 olduğunu ve Dünyanın uzaylılar için tek anlamının çoğunlukla zararsız olduğunu öğreniyorsun. Bu durum sadece savaşmadığımız, insan haklarının bilincinde olduğumuz zamanlar geçerli sanırım. 

 “Pekâlâ,” dedi Derin Düşünce. “Büyük sorunun cevabı…”

“Evet…!

“Hayat, Evren ve Her şeye dair…” dedi Derin Düşünce.

“Evet…!

“Cevabı…” dedi Derin Düşünce ve duraksadı.

“Evet…!

“Cevabı…”

“Evet…!!!…?

“Kırkiki”, dedi Derin Düşünce, sonsuz bir ihtişam ve sakinlikle.

Özetlemem gerekirse değişik bir kafanın ürünü olduğunu belli eden bir roman. Absürtlüğü seviyorsanız sizin için yazının en başındaki kitabı okuyun ısrarına geri dönerek yazımı bitiriyorum. Güzel bir bilimkurgu komedisi okumak ve kendinizi paniklemekten korumak için Otostopçunun Galaksi Rehberi’ni herkese tavsiye ederim. Paniğe kapılmayın ve havlularınızı yanınızdan ayırmayın!

1 Comment
  1. Anonim 3 sene ago
    Reply

    Tek kelimeyle özetlemek gerekirse harikaa bir kitap eleştirisiydi! Sizi bu mecralarda daha çok görmek isterim. Kaleminize sağlık 🙂

Leave a Comment

Your email address will not be published.

You may also like

%d blogcu bunu beğendi: