BoJack Horseman İnceleme

By

Animasyon dizileri büyük bir topluluk tarafından dışlanan türlerden biri olmuştur. Animasyon dizilerinin daha çok çocuklar için olduğunu iddia eden büyük bir kesim, genelde bu dizilerin yetişkinler için yapıldığından bihaber oluyor. Çizgi filmlerle çocuklar daha çok iç içe olduğundan, animasyon olarak karşımıza çıkan yapımları izleyenler hep “çocuk” gibi görülüp dışlanıyor. Aslında dünya genelinde The Simpsons ile iyice popülerleşen animasyon dizileri, her zaman komik olmayabiliyor. Bazen komik gibi gözüküp ağır bir drama olabiliyor. BoJack Horseman da böyle bir dizi.

Dizimiz, kendi dünyasına sahip. Hayvanların da insan gibi yürüdüğü, konuştuğu absürt bir dünya. BoJack Horseman, komedi olarak açıp ağlayarak hatta depresyona girerek çıkabileceğiniz bir yapım. 90’lı yıllarda kendine ait bir sit-com dizisi olan BoJack, yıllar geçtikçe o ününü ve yeteneklerini kaybediyor. Kendisi yukarıdaki fotoğraftan da görebileceğiniz üzere bir at adam. At adamımız orta yaşı geçmiş, inanılmaz derecede tembel, narsist bir kişilik. Hikayemiz de BoJack’in hikayesini otobiyografisine editör olarak gelen Diane denen normal bir insanla başlıyor.

Zaten eğlenceli bir dizi olmasından dolayı herhangi bir spoiler vermeyeceğim. Fakat diziye eğlenceli diyorum ama madalyonun öbür yüzünü çok çabuk unutmamak gerek. Dram. Evet, çok ağır bir dram ve depresif hikayeler. Bahsettiğim gibi, hayatı gittikçe daha kötüye vuran at adamımız artık yaş da ilerledikçe varoluş problemleri çekmeye başlıyor. Hayatının herhangi bir yerinde bu şekilde varoluşunu sorgulayan, depresifliğe yakın olan her insan kendini çok kolay bir şekilde BoJack ile özdeşleştirebilir. Sanırım en büyük problem de BoJack’te kendinizden bir parça görmek olacaktır. Hayatı bu kadar kötüye giden, size ciddi anlamda hayatınızı sorgulatacak her repliğin suratınıza tokat gibi yapışması beklenen bir şey oluyor.

Tabii ki, bunun bir animasyon dizisi ve komedi türünde olduğunu da unutmamak gerek. Her ne kadar izlerken sizi üzecek ve bunalıma sokacak olsa da bir o kadar da eğlendirecek. Kadrosunda Will Arnett, Aaron Paul, Alison Brie gibi inanılmaz derecede üst seviye isimlerin olduğunu da hatırlatmak gerek. Dizide en eğlenceli karakterlerden biri ise Todd Chavez. Breaking Bad’de hepimize kendini sevdiren Aaron Paul, Todd karakterine çok güzel oturmuş. Şapşal bir karakter olan Todd, dizide sizi en çok eğlendirebilecek olan karakterlerden biri. Aslında karakterlerden daha fazla söz etmek isterdim ama karakterleri anlatırsam hem konudan sapacağım hem de asıl bahsetmek istediğim şeyleri unutacakmışım gibi hissediyorum.

İnsan hayatının her döneminde mutsuz, çaresiz ve depresif hissedebilir ve bu çok normaldir. BoJack, çoğu içe dönük insan gibi bu varoluş problemlerini yaşayan bir karakter. Çünkü kendinden nefret ediyor. Bunu değiştirmek için ne kadar çabalasa da içindeki o kötü düşünceleri bir türlü yenemiyor. Çünkü her insan öncelikle iyi hissetmek ister. Kimisi bunu kötülükle yapar, kimisi iyilikle. İnsanın canı bir şey istiyorsa, onu kendisi iyi hissetsin diye yapar.

Ve en sonunda, hepimiz iyi hissetmek isteriz. Bazen bunu nasıl yapacağımızı bilemeyiz, bazen de fırsatımız olmaz. Ama insan bencil bir canlıdır, kendi iyi hissetmek isterken bazılarını üzebilirler. Bu yüzden yaptığı her hareketi bir kez daha düşünmelidir. Kimse yalnız değildir, olmamalıdır. Kimisi kendine yalnızlığı unutturacak bir insan bulur, kimisi bir hayvan bulur, kimisi de bir bitki bulur. Bütün bunlar insanın yalnız kalamayıp iyi hissetmeye çalışmasıyla alakalıdır.

Eğer sadece geyik muhabbeti olmayan bir animasyon dizisi izlemek isterseniz, gerçek hayattan da bir şeyler görüp düşünmek isterseniz hemen BoJack Horseman izlemeye başlayın. Çünkü izlediğinize asla pişman olmayacaksınız.

Leave a Comment

Your email address will not be published.

You may also like

%d blogcu bunu beğendi: