Bizim Büyük Kaçışımız: Escapism

By

Günlük hayatta birçok sorunla karşılaşıyoruz. Her gün yeni dertler, üstesinden gelinmesi gereken sorunlar, iş, okul, para, aile vs… Normal olarak bu sorunlar bizi mental olarak etkiliyor. Kafalar hep dolu oluyor, yataktan hiç çıkmak istemiyoruz hatta depresyona kadar ilerleyebiliyor. Fakat bu durum hep böyle ilerleyecek değil ya biz de bu sorunlardan kaçmayı uygun görmüşüz. Buna da Escapism demişler. Daha genel tanımıyla “Tatsız veya sıkıcı bir yaşamdan kaçınmak. Özellikle, heyecan verici ama genellikle imkansız şeyler hakkında düşünmek, okumak vb…” Her insanın kaçış yöntemi farklı tabii. Ben bu yazıda benim ilgi alanlarıma girenlerden bahsedeceğim, bir nevi kendi kaçışımı anlatacağım.

Benim ilgi alanıma girenler daha çok imkansız şeyler hakkında oldu. Küçüklükten başlayan kaçışım hala tam gaz devam ediyor. Tabii o zamanlar bunu her insanın yaptığını bilmiyordum. Zamanla herkesin kendine ait küçük dünyaları olduğunu öğrendim. Küçükken dert tasa mı olur diye sormayın olur tabii. Okulda arkadaşlarla olan münasebetler, anneyle olan tartışmalar gibi daha birçok küçük gibi gözüken ama o yaşlar için hayata lanet edilen dertler sayılabilir. Ben bunlardan çizgi dizi izleyerek kaçardım. En sevdiğim çizgi dizi de Digimon’du. İzleyenler nedenini tahmin edebilir sanıyorum. Digimon’da insanlar bir anda çok farklı bir evrene geçiyordu ve o evrendeki yaratıklar ile arkadaşlık kuruyordu. Farklı bir evren. O zamanlarda arkadaşlık sorunları çeken ben için müthiş bir şeydi bu. Yatağa “benim de farklı bir evrenden gelen arkadaşlarım olsa keşke” hayalleriyle giriyordum. Taichi ve Agumon’un arkadaşlıkları beni çok mutlu ediyordu. Hayatımda yaşadığım arkadaşlık sorunlarından kurgusal karakterlerin arkadaşlığına sevinerek kaçıyordum.

Kurgusal hikayelerin hayatımda çok büyük yeri ve etkisi var. Bu da çizgi romanlarla tanıştıktan sonra oldu. Çizgi romanların -Marvel, DC gibi büyük olanların- asıl çıkış amacı yazının konusuyla yakından ilgili. İkinci Dünya Savaşı, insanların korku ve endişeyle yaşadığı yıllardı. İnsanların kafalarını dağıtmaya, bir nebze de olsa eğlenmeye, kaçmaya ihtiyaçları vardı. Çizgi romanlar bu görevi kendilerince üstlendiler ve başarılı da oldular. İnsanlar birbirinden farklı ve güzel hikayeler okudular. O hikayeler ile geleceğe dair ümitlendiler. O korkunç yıllarda çocuklar bu hikayelerle büyüdüler. Hikayelerin ne kadar önemli olduğu hakkında Muriel Rukeyser şöyle demiş: “Evren atomlardan oluşmamıştır. Evren, atomlar hakkında anlattığımız hikayelerden oluşmuştur.” Hikayelerin benim için de önemi çok büyük. Tabii İkinci Dünya Savaşı zamanındaki bir çocuğa kıyasla benim için önemi çok küçük kalıyor. Yine de benim büyürken bir şeyler öğrenmemi, insanlığa dair değerleri hayatıma uygulamamı ve bu değerlerle seçimlerimi yapmamı sağladılar. Kurgusal hikayelere günümüzde eğlence veya para kapısı gözüyle bakılıyor fakat birçok insan için bu hikayeler bir değer.

Bilim kurgu ve fantastik edebiyatının efsanelerinden Ursula K. Le Guin“Evet, bilim kurgu bir kaçış edebiyatıdır ve bu yüzden muhteşemdir. Bir askerin, düşmanının eline düştüğünde kaçmakla yükümlü olduğunu düşünmez miyiz? Cahiller, despotlar, tefeciler hepimizi hapiste tutuyor. Eğer aklın ve ruhun özgürlüğüne önem veriyorsak elbette kaçmakla ve elimizden geldiğince birçok mahpusu kurtarmakla yükümlüyüz.” demiş. Bu sözleri, zamanında fantastik ve bilim kurgu edebiyatını “kaçış edebiyatı” şeklinde eleştirenlere söylemiş.

Kaçış edebiyatı, hayatıma geç girdi. Lise zamanlarında Tolkien, Le Guin, C.S Lewis gibi bu türde müthiş eserler bırakmış yazarlarla tanıştım. Tabii daha öncesinde bu türde eserler okumuştum ama onların pek bir şey kattığını söyleyemem. Asıl hayatıma çok büyük katkıda bulunmuş eserleri lise zamanlarında okudum. Fantastik ve bilim kurgu edebiyatı; sembollerle, kurgusal yaratıklarla, hatta yaratılmış evrenle bile insana çok güzel şeyler katıyor. Evren yaratmakta usta olan Terry Pratchett; “yirminci yüzyılın gelişmesinin, kaçış edebiyatını doğru anlamaktan geçtiğini” söylüyor. Tolkien’e göre fantastik edebiyat, yaşadığımız dünyanın aynası. Ben de hayatımda yaşadığım sorunları farklı evrenlere kaçarak unutuyorum. Birbirinden farklı evrenlerde geçen hikayeler bana yol gösteriyor. Karakterler bazen bana arkadaşlık ediyor bazen de hayatıma uygulayacağım dersler veriyor.

İnsanlık için küçük, benim için büyük kaçışım hayatım boyunca durmayacak gibi gözüküyor. Dertler yok olmak yerine gün geçtikçe büyüyor. Onlardan kurtulamamayı yaşam biçimi haline getirdim ve kaçıyorum. Hayat, birkaç soruna takılı kalıp devam etmemek için çok büyük. Keşfedilecek birçok evren, hikaye, arkadaş var. Kaçın kaçabildiğiniz kadar.

Leave a Comment

Your email address will not be published.

You may also like

%d blogcu bunu beğendi: